Kaymakamlık Büyükşehire Arz mı Eder Rica mı? Bir Genç Yetişkinin Düşünceleri
Kayseri’de bir günün sonunda, sokakların kalabalığına karışıp eve dönerken, bir soruya takıldım: Kaymakamlık büyükşehire arz mı eder, rica mı? O kadar basit bir soru gibi görünse de, o an kafamda dönen düşünceler, içinde bulunduğum karmaşık ruh halini açıklamak için yetersizdi. Biraz daha fazla düşünmem gerektiğini fark ettim. Bu sorunun cevabından çok, kendi içimdeki huzursuzluk ve şehirle olan ilişkim daha fazla ilgimi çekmeye başlamıştı.
Kaymakamlık Binasının Önünde
Ertesi sabah, Kaymakamlık binasının önünde yürürken, yavaşça ama derin bir şekilde düşüncelere daldım. O an gözlerim, her zaman önümde beliren o aynı büyük binayı değil, Kayseri’nin farklı köylerinden gelen insanları arıyordu. Bir zamanlar o kadar sıkı bağlar kurmuş, birbirimizi tanımıştık. Şehir büyüdü, her şey hızla değişti ve bazen Kaymakamlık bile, hem şehri hem de kendi duygularımı tarif etmekte zorlanıyordu. Hangi birine arz etmeli, hangisine rica etmeli? İkisi arasındaki farkı düşündüm.
Arz mı etmek gerek? Bu, resmi bir tavırla, kararlı ve ne yapacağını bilen bir davranış gibi geliyor. “Büyükşehir’in imkânları var, biz burada kendi çapımızda işlerimizi yürütüyoruz” diyen bir tavır, arz etmeye yakın değil mi? Oysa rica etmek, bir yerde, bir isteği, bir yardımı istemek değil mi? Yavaşça, resmi dilde, hem onurlu hem de kırılgan bir yaklaşım.
İçimdeki bu düşünceler, Kaymakamlık binasında geçirdiğim o birkaç dakikada yerini kararsızlığa bırakmıştı. İstediğim şeylerin hepsi arasında bir denge kurmak istiyordum ama o dengeyi bulamıyordum.
Büyükşehirle İlişkiler
Büyükşehir, sanki Kayseri’nin kalbini ve ruhunu unutan, sadece büyük binalardan ve modern araçlardan ibaret bir yer haline gelmişti. Hızla gelişen şehir hayatı içinde, bazen küçük kasaba yaşantısını özlüyordum. Şehir büyüdükçe, işte o dengeyi bulmak zorlaşmıştı. Kaymakamlık, zaman zaman büyükşehire karşı küçük kalıyor gibiydi. Kaymakamlık’ın büyükşehirle ilişkisi arz mı eder, rica mı eder diye sorgularken, aslında kendi içimdeki varoluşsal soruları sorgulamaya başladım.
Büyükşehirden bir cevap almak ya da ona ulaşmak için bazen sadece bir adım atmak yetmiyordu. Bir arzu vardı ama o arzu, Kaymakamlığın bildiği ve uyguladığı büyükşehir dilinde de tam karşılık bulamıyordu. Gerçekten ne hissettiğimi kestiremiyordum. Kimi zaman özlediğim köyü düşündüm, kimi zaman da şehrin büyüklüğünü.
Kaymakamlık ve Büyüyen Şehir
Birkaç hafta önce, Kaymakamlık’tan gelen bir yazı, bunu somutlaştıran tek şeydi. Kayseri’nin köylerinden gelen bir öneri, büyükşehirde dikkat edilmesi gereken bir konuya dair bir öneriydi. Arz mı, rica mı? Bir adım daha atmak mı gerek, yoksa belki biraz daha sabırlı olup beklemek mi? Her iki durumda da, bir şekilde şehre ya da şehirdeki karar vericilere bir şeyler iletmek gerekiyordu.
İçimden geçirdiğim o anları hiç unutamam. “Arz etmek” ile “rica etmek” arasındaki çizgi öylesine ince ki, birinden diğerine geçerken, yüzünüzdeki ifade bile değişiyor. Rica etmekte bir saygı, arz etmekte ise bir karar verme gücü vardı. Kaymakamlık, bazen büyükşehirle ilişkisini arz ederek, bazen de rica ederek kuruyordu. Yine de, bu yolculuk her zaman kalp kırıcıydı.
Arz mı, Rica mı? İçsel Bir Kavga
Bir sabah, gözlerimi açıp dışarıdaki manzaraya bakarken, Kaymakamlık ile büyükşehir arasındaki bu farkın içimde ne kadar büyük bir soru işareti yarattığını fark ettim. Arz etmek, bir tür kalp kırıklığıydı. Rica etmekse, belki bir yetersizlikti. O kadar küçük ama o kadar derin bir kavrayışla, tüm Kayseri’yi, bir şekilde birbirini anlamaya çalışan iki dünya gibi düşündüm. Kaymakamlık, kırsalın isteklerini şehir merkezine iletmek için arz mı ederdi, yoksa, çoğu zaman oldukça nazik bir şekilde rica mı ederdi? Birinde kısacık bir güven vardı, diğerinde ise o güvenin yok oluşu…
Ve ben, o soruya takıldım. Belki bazen sadece bir adım atmak gerek. Belki bazen, ne yapacağımızı bilmeden, arada bir yere düşerek, hem arz hem de rica ederken kendimizi bulmamız gerek. Hem kararlı hem de kırılgan olabiliriz, tıpkı o soru gibi. Kaymakamlık büyükşehire arz mı eder rica mı? Aslında ikisi de mümkündür, yeter ki insanlar birbirlerini anlasın.
O günden sonra, içimdeki o küçük kararsızlıkla Kaymakamlık’a baktım ve şehrin büyük olan her şeyine, daha insani bir gözle yaklaşmaya başladım. Kaymakamlık ve büyükşehir arasındaki bu ilişki, bazen yalnızca bir kelimenin gücüne ve ne şekilde söylendiğine bağlıdır.