Geoteknik Mühendisi Kimler Olabilir?
İnsanlık, binlerce yıl boyunca doğayla uyum içinde var olmaya çalışırken, bir noktada bu uyumun doğrudan bir çıkar çatışmasına dönüşebileceğini fark etti. Bugün, doğal ortamlarımızı değiştiren ve yapılaşmanın temellerini atan bir meslek grubu var: Geoteknik mühendisleri. Bu mühendisler, toprağın ve yapının ilişkisini analiz eder, yer altı ve yer üstü dinamiklerini çözümlemeye çalışırken aynı zamanda insanları, doğayı ve teknolojiyi dengelemeye çalışırlar. Ancak, tüm bu süreçler bir soru doğurur: Geoteknik mühendisi kimler olabilir? Sadece teknik bilgiye sahip bir mühendis mi, yoksa etik, epistemolojik ve ontolojik sorumlulukları da taşımak zorunda olan bir figür mü?
Bu yazıda, geoteknik mühendisliğinin kimler tarafından yapılabileceğini, felsefi bir bakış açısıyla üç temel perspektiften inceleyeceğiz: Etik, bilgi kuramı (epistemoloji) ve varlık bilgisi (ontoloji). Bu konuyu ele alırken, filozofların görüşlerini, günümüzün felsefi tartışmalarını ve çağdaş örnekleri dikkate alacağız.
Etik: Geoteknik Mühendisliğinin Sorumluluğu
Geoteknik mühendisliği, teknik bir meslek olmanın ötesinde, büyük bir etik sorumluluğa sahiptir. İnsanoğlunun doğayı değiştirmesinin sonuçları, yalnızca mühendisliksel değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etik sorulara da yol açmaktadır. Bu bağlamda, sorulması gereken temel soru şudur: Geoteknik mühendisinin önceliği sadece yapının güvenliğini sağlamak mı olmalıdır, yoksa çevreyi ve toplumları gözeterek bir denge mi kurmalıdır?
Kant ve Zorlama ile Etik
İlk olarak, Immanuel Kant’ın etik anlayışını inceleyelim. Kant’a göre, insanlar birbirine “amaç olarak” yaklaşmalıdır, yani herkesin değerli olduğu ve insan onuruna saygı gösterilmesi gerektiği bir düzen gereklidir. Bu yaklaşım, geoteknik mühendisliği için de geçerlidir. Mühendisler, yapılarını tasarlarken yalnızca teknik gereklilikleri değil, aynı zamanda bu yapıların insan yaşamı üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurmalıdır. Bir geoteknik mühendisinin kararları, insanlar üzerinde zarar verebilir, dolayısıyla mühendislik kararları toplumu etkileyen etik sorumlulukları da beraberinde getirir.
Mill ve Sonuççu Etik
John Stuart Mill’in “yararcılık” anlayışını da göz önünde bulunduralım. Mill’e göre, doğru eylem, en fazla sayıda insanın yararına olan eylemdir. Bu bakış açısıyla, geoteknik mühendisleri sadece projelerinin maliyet etkinliğini düşünmekle kalmamalı, aynı zamanda çevre üzerindeki etkilerini ve toplumun genel refahını göz önünde bulundurmalıdır. Bu durum, mühendislerin bazen kısa vadeli kazançları değil, uzun vadeli toplumsal faydayı gözetmeleri gerektiği anlamına gelir.
Epistemoloji: Bilgi ve Gerçeklik Arayışı
Geoteknik mühendisliğinde bilgi kuramı (epistemoloji) oldukça önemli bir yer tutar. Mühendisler, doğal dünyayı anlamak ve buna uygun çözümler geliştirmek için bilimsel verilere dayanırlar. Ancak bu bilgi ne kadar güvenilirdir ve gerçeği ne kadar temsil eder?
Popper ve Bilginin Sınırlılığı
Karl Popper’a göre, bilimsel bilgi hiçbir zaman tam anlamıyla kesin olamaz; her zaman yanlışlanabilir olmalıdır. Geoteknik mühendisliği de bu felsefi ilkeye tabidir. Mühendisler, yer altı yapıları ve zemin özellikleri gibi konularda kesin bir bilgiye sahip olamayabilirler. Toprak özellikleri zamanla değişebilir ve mühendislik projeleri yerel ekosistemlerde öngörülemeyen etkilere yol açabilir. Bu belirsizlik, mühendislerin projelerini her zaman dikkatli bir şekilde gözden geçirmeleri gerektiğini ve sürekli olarak yeni verilerle güncellemeleri gerektiğini gösterir.
Feyerabend ve Bilimsel Çeşitlilik
Paul Feyerabend, bilimsel bir yaklaşımın her zaman tek bir doğruyu bulmakla sınırlı olmaması gerektiğini savunur. Geoteknik mühendisliği de farklı teorilerin ve yöntemlerin kullanıldığı bir alandır. Zemin analizi ve jeoteknik testler için farklı teorik modeller ve uygulamalar vardır. Bu da demektir ki, mühendislerin kullandığı bilginin birden fazla kaynağa dayalı olması, onların daha esnek ve farklı durumlara adapte olabilmelerini sağlar. Feyerabend’in görüşü, mühendislerin sadece teknik bilgiye değil, aynı zamanda farklı perspektifleri göz önünde bulundurarak çeşitliliği kucaklamaları gerektiğini anlatır.
Ontoloji: Varlık ve Geoteknik Mühendisliği
Geoteknik mühendisliği, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirir. Burada varlık bilgisi (ontoloji) devreye girer. Geoteknik mühendislerinin varlık anlayışları, yalnızca mühendislik disiplinini değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal bağlamları da kapsar.
Heidegger ve İnsan-Doğa İlişkisi
Martin Heidegger, varlık ve insan arasındaki ilişkiye dair derin bir tartışma sunar. Ona göre, insan, doğaya yabancı bir varlık değildir; aksine, doğa ile iç içe geçmiş bir varlıktır. Geoteknik mühendisleri, bu felsefi bakış açısına göre, doğa ile uyum içinde olmalı, doğanın sınırlarını anlamalı ve insan yerleşimlerinin bu sınırlar dahilinde tasarlanması gerektiğini göz önünde bulundurmalıdır. Doğa, teknik bir problem olarak görülmemeli, saygı duyulması gereken bir varlık olarak kabul edilmelidir.
Latour ve Teknolojik İnsan Varlığı
Bruno Latour ise, insanın teknolojiyi ve doğayı birlikte var ettiği bir ontolojik anlayış sunar. Latour’a göre, teknolojik yapılar ve doğa arasındaki sınırlar giderek silikleşmektedir. Geoteknik mühendisleri, insan yapımı yapıları ve doğayı aynı ontolojik düzeyde değerlendirerek, bir denge kurmalıdır. Her mühendislik projesi, hem insanın teknolojik müdahalesinin hem de doğanın bir parçası olmalıdır.
Sonuç: Geoteknik Mühendisliğinde Kimler Olabilir?
Geoteknik mühendisliği, sadece teknik bilgi gerektiren bir meslek değil, aynı zamanda derin felsefi sorumlulukları olan bir alandır. Etik sorumluluklar, bilgi kuramı ve ontolojik anlayışlar, bu mesleği sadece mühendislik değil, aynı zamanda insanlık ve doğa arasında bir köprü kurma sorumluluğu taşıyan bir disiplin haline getirir. Geoteknik mühendisliği kimler tarafından yapılabilir? Bu sorunun cevabı, sadece bu alandaki teknik becerilerle sınırlı değildir; aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik bir anlayışla da şekillenir. Mühendislerin, yalnızca güvenli yapıların inşası değil, aynı zamanda toplumun ve doğanın korunması için de bilinçli ve sorumlu bir yaklaşım benimsemeleri gereklidir.
Soru şu: Bir geoteknik mühendisi, sadece bilgisiyle değil, dünyaya ve insana karşı duyduğu sorumlulukla kimliğini oluşturabilir mi? Bu soruyla son bulacak bir içsel yolculuk, hem bireyi hem de toplumu daha sağlam temeller üzerine inşa etmeye yardımcı olabilir.