İçeriğe geç

Gaz değişiminin yapılmadığı alanlara ne denir ?

Gaz Değişiminin Yapılmadığı Alanlara Ne Denir? Antropolojinin Görünmeyen Değişim Haritası

Bir kültürü anlamaya çalışırken bazen en öğretici ipuçları, ilk bakışta bize “hiçbir şey olmuyormuş” gibi görünen yerlerde saklıdır. Bir köy meydanında armağanların el değiştirmediği, bir törende karşılık beklenmediği ya da iki topluluk arasında alışverişin yapılmadığı bir alan düşünelim. Böyle bir mekânı yalnızca ekonomik bir boşluk olarak mı değerlendirmeliyiz? Yoksa orada toplumsal sınırların, kutsallığın veya kimlik duygusunun başka biçimlerde kurulduğunu mu düşünmeliyiz?

Öncelikle önemli bir ayrım yapmak gerekir: “Gaz değişiminin yapılmadığı alanlara ne denir?” ifadesindeki “gaz değişimi”, biyolojide canlıların oksijen ve karbondioksit alışverişini anlatır. Antropoloji bağlamında ise soru, daha çok “mal, armağan, bilgi, statü veya sembollerin değiş tokuş edilmediği sosyal alanlar” anlamında yorumlanabilir. Bu alanlar için tek ve evrensel bir antropolojik terim yoktur. “Değişim dışı alan”, “alışverişin sınırlı olduğu alan” veya bağlama göre “ritüel/kutsal alan” gibi ifadeler kullanılabilir.

Değişim yalnızca para ve mal değildir

Ekonomik antropoloji bize önemli bir hatırlatma yapar: Değiş tokuş, yalnızca pazarda para karşılığında ürün almak değildir. Bir armağan, bir davet, bir evlilik bağı, bir cenaze töreninde yapılan paylaşım veya bir topluluğa verilen isim de toplumsal ilişkiler yaratabilir.

Bronisław Malinowski’nin Trobriand Adaları üzerine çalışmaları bunun klasik örneklerinden biridir. Kula sistemi içinde değerli kolye ve bilezikler belirli yönlerde dolaşır; bu dolaşım ekonomik kazançtan çok ortaklık, prestij ve sosyal bağ üretir. Kula ile sıradan ticaret arasındaki ayrım, antropologların ekonomik davranışı yalnızca “kâr” üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini gösterir. Wiley Online Library+1

Daha yakın araştırmalar ise Kula’nın yalnızca erkekler arasındaki prestijli nesnelerin dolaşımından ibaret olmadığını; kadınların ürettiği eşyalar, yiyecekler ve başka malların da daha geniş değişim ağlarına katıldığını ortaya koymuştur. Cambridge

Ritüellerde “karşılıksızlık” gerçekten karşılıksız mıdır?

Bir ritüelde herhangi bir malın el değiştirmemesi, orada toplumsal bir değişimin bulunmadığı anlamına gelmez. Tlingit toplumundaki potlaç törenleri üzerine yapılan çalışmalar, törensel nesnelerin, konuşmaların ve sembollerin yalnızca maddi değer taşımadığını; statü, atalar ve toplumsal ilişkilerle bağlantılı olduğunu gösterir. AnthroSource

Potlaçta servetin gösterilmesi ve dağıtılması, modern ekonomik mantığın tersine işleyebilir. Güç bazen biriktirmekten değil, verebilmekten doğar. Kuzeybatı Amerika’nın bazı yerli toplumlarında bu törenler doğum, evlilik ve ölüm gibi önemli geçişlerle ilişkiliydi; armağanların dağıtılması statüyü pekiştirirken toplumsal bağları da yeniden düzenliyordu. Wiley Online Library+1

Burada antropolojinin sevdiği bir soru ortaya çıkar: “Bir şey karşılığında hiçbir şey alınmıyorsa gerçekten değişim yok mudur?” Belki de karşılık, nesnenin kendisinde değil; saygınlıkta, hatırlanmakta, akrabalıkta veya topluluğa ait olma duygusunda ortaya çıkar.

Akrabalık, semboller ve kimlik

Değişim sistemleri aynı zamanda akrabalık ilişkilerini biçimlendirir. Kimin kime hediye verdiği, kimin kimin düğününe katıldığı veya hangi ailenin hangi törensel sorumluluğu üstlendiği, toplumdaki konumları görünür hale getirir.

Tsimshian potlacı üzerine yapılan araştırmalar, isimlerin ve unvanların devredilmesinin siyasal ve toplumsal yetkiyle bağlantılı olduğunu gösterir. Böylece ekonomik değeri olan nesneler ile “devredilemez” kabul edilen toplumsal statüler aynı ritüel içinde birbirine bağlanabilir. AnthroSource

Bu noktada kültürel görelilik özellikle önemlidir. Bir toplumda “neden bunu satmıyorlar?” diye sorduğumuzda, kendi ekonomik kategorilerimizi başka bir kültüre taşıyor olabiliriz. Oysa bazı nesneler satılmak için değil, bir ilişkiyi sürdürmek, bir atayı hatırlamak veya bir topluluğun geçmişini temsil etmek için vardır.

Değişim dışı alanlar ve kutsallık

Bazı alanlarda ekonomik değişimin sınırlandırılması, kutsallıkla ilişkilendirilebilir. Bir mezarlık, tapınak, atalara ait nesne veya belirli bir törensel mekân, sıradan pazar mantığından ayrı tutulabilir.

Trobriand araştırmalarında Kula’nın yalnızca yaşayanlar arasındaki ilişkilerden oluşmadığını, ritüellerin ölüler ve ruhlarla kurulan ilişkilerle de bağlantılı olduğunu gösteren yeni çalışmalar vardır. Bu bakış, ekonomik antropolojiyi din antropolojisiyle ve akrabalık araştırmalarıyla doğrudan buluşturur. archanth.cass.anu.edu.au

Bir antropolojik bakışın insana öğrettiği

Bazen başka bir kültürdeki bir töreni ilk kez okuduğumda, kendi hayatımdaki basit davranışların ne kadar sembolik olabileceğini düşünürüm. Birine kahve ısmarlamak, bayramda kapısını çalmak, aileden kalan bir eşyayı saklamak… Bunların hiçbirinde açık bir fiyat etiketi yoktur. Yine de hepsi bir ilişki anlatabilir.

Antropolojinin güzelliği de burada başlar. “Gaz değişiminin yapılmadığı alanlara ne denir?” sorusunu yalnızca teknik bir terim arayışı olarak bırakmak yerine, “Hangi şeylerin değiştirilemez kabul edildiğini kim belirliyor?” diye sorduğumuzda kültürlerin çeşitliliğine yaklaşırız.

Çünkü kimi toplumlarda servet paylaşarak görünür olur, kimilerinde kutsal olan pazardan uzak tutulur, kimilerinde ise bir armağan nesneden çok bir ilişki taşır. Bu farklılıkları anlamak, kendi alışkanlıklarımızı evrensel ölçü kabul etmekten vazgeçmeyi gerektirir.

Belki de başka kültürlere bakmanın en insani yolu şudur: Önce “Neden böyle yapıyorlar?” diye şaşırmak, ardından biraz durup “Acaba dünyayı onların gözünden görseydim ne değişirdi?” diye sormak. journals.sagepub.com+1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort betci.org
https://soomaliforum.com https://coyo.com.tr https://ciho.com.tr Sitemap