Tiyatro Yazarına Ne Denir?
Daha dün gibi, Kayseri’deki o küçük kafede otururken, bir kitapçıda rastladığım bir tiyatro kitabı beni derinden etkileyip düşündürmeye başlamıştı. O kitap, birkaç sayfa bile okumadan bana sorulmamış bir soruyu hatırlattı: “Tiyatro yazarına ne denir?” Gerçekten de, tiyatro yazarlarına nasıl bir isim vermeliyiz? Bu sorunun cevabı, uzun bir süredir kafamda yankı yapıyor. Ama bunu kelimelere dökmeden önce, anlatmak istediğim bir şey var. Hikâyemin içindeki duyguları, belki de yıllardır içimde biriktirdiğim hisleri paylaşmak istiyorum.
Bir Akşam, Bir Tiyatro Sahnesi
O akşam, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken hissettiğim duyguyu hatırlıyorum. Adımlarımın sesi, yalnızlıkla birleşiyordu. O günün akşamı, tiyatroya gitme fikri birdenbire aklımda belirmişti. Hangi oyunu izlerim, hangi sahne beni etkiler diye düşünürken, birden, sanki hayatımda hiç bu kadar anlamlı olmamış bir soru geldi: “Tiyatro yazarına ne denir?”
Birden, tiyatro salonunun karanlık köşelerine, duygulara boğulmuş insanlara, hikâye anlatan birine bakarken, aslında bir yazara ne denir diye düşünmek çok yerindeydi. Yazar, sadece kelimelerle değil, insan ruhuyla oyun oynayan bir yaratıcıydı. O akşam tiyatro salonunda, sahnede her şeyin ne kadar gerçek olduğuna dair düşündüm. Her bir diyalog, her bir hareket, bir yazarın aklında canlanan, parmaklarının ucunda beliren bir düşüncenin sonucuydu. O kadar hayat doluydu ki, bir an içim sıkıştı. Bir tiyatro yazarının ne kadar büyük bir iş yaptığını o an daha derinden hissettim.
Yazarın Derinliği
Tiyatro yazarının ne denmesi gerektiği sorusuyla içim sızlarken, yazarlığın ne kadar kutsal bir iş olduğunu düşündüm. Her kelimeyi, her repliği öylesine birleştiriyorlar ki, yazarların düşünceleri çoğu zaman kimse tarafından fark edilmiyor. O kadar derin, o kadar anlamlılar ki… Her satır, bir yaşamdan alınan, bir duygudan ilham alınan bir parça oluyor.
Evet, tiyatro yazarına “yazar” denir, belki de en basit haliyle. Ama asıl sorulması gereken, “Bir tiyatro yazarı, insanların kalbinde neler bırakır?” sorusuydu. Benim gözümde, bir tiyatro yazarı, hikâyelerini yazmakla kalmaz, insanları konuşturur, onlara yaşama cesareti verir. Yazarlar bazen bir tiyatro sahnesinde, bazen ise sokakta bir karşılaşmada, hayatın acımasız yönlerini insanlara gösterir. Ama bunu yaparken hiç de karamsar değildirler. Onlar, karanlıkta kaybolmuş bir fener gibi, umut ışığı da taşırlar.
Bir Yazarın Gücü
İşte o gece, tiyatrodan sonra düşündüm; ne kadar da fazla insanın hissettiği gibi hissedemediğini… İnsanlar hayatın içindeki boşluklardan, acılardan kaçarken bazen gerçekliği terk edebiliyorlar. Ama tiyatro yazarı, o boşluğu anlamakla kalmaz, içine yerleşir ve orada yaşar. Bir tiyatro yazarı, kırık kalpleri birleştirir, kırık sesleri tekrar duymamızı sağlar. Her yazdığı cümle, bir insanın kalbine dokunma çabasıdır.
Birçok zaman kaybolmuş hissettiğimde, sadece bir yazının gücüyle dünyaya bakış açım değişti. O yüzden tiyatro yazarına, her ne kadar en basit haliyle “yazar” dense de, bir anlamda “duyguları hayata taşıyan” demek belki de daha doğru olur. Çünkü onlar, kelimelerle var olurlar ve var oldukları her sahnede, izleyiciye kendilerini anlatırlar. İzleyiciler, o yazarı adeta bir yansıma olarak görürler. Yazarı ve yazdıklarını, yaşamla bütünleşmiş bir varlık olarak kabul ederler.
O Soruyu Cevaplayarak
O gece, tiyatrodan çıktım. Hava daha da soğumuştu, ama içimde bir sıcaklık vardı. O soruya verdiğim cevapla birlikte, kendi içimdeki duyguları daha iyi anlamıştım. Evet, tiyatro yazarına belki “yazar” denir. Ama ona “insan ruhunu yazan, kalp kırıklarını onaran, derinlerdeki duyguları açığa çıkaran” demek çok daha anlamlı olurdu.
Bunun gibi birçok duyguyu yazıya dökmek, başkalarına da dokunmak istiyorum. Belki bir gün, benim yazdıklarım da birileri için aynı etkiyi yaratır. Kim bilir? Belki de her birimiz, birer tiyatro yazarıyız ve sahnemizde oynadığımız her an, yazdığımız her hikâye, birbirimize bir şeyler anlatıyor. O zaman belki de tiyatro yazarı denince, sadece bir meslekten bahsetmiş olmayız, bir duygunun temsilcisinden, bir dünyanın inşa edicisinden bahsetmiş oluruz.
Sonuç
Bu yazıyı yazarken, içimdeki birikmiş duyguları dışarıya aktarmanın verdiği huzuru hissediyorum. Tiyatro yazarı, hayatımıza dokunan, duyguları açığa çıkaran ve insan ruhunun derinliklerine inen bir kişidir. Her yazdığı metinle bizlere bir şeyler anlatır, bir şeyler hatırlatır. Ben de, bir gün bu duyguları yazılarına dökerek, başka birinin kalbine dokunmayı umuyorum. Belki de hepimiz, bu dünyada tiyatro yazarlarıyız, bazen bir replik, bazen de bir satırla…